• Blog

    Greta’yı Dinlemek

    Dünden kalan… 21 Aralık’tan beri bir kızım var, adı Greta. O gün Greta’yı kapak fotosuna koymuştum (facebook), beni bu kadar etkileyen bir konuşma azdır çünkü. Boş laklakçıların dünyasında Greta duru bir ses. Bugün 106 ülkede gerçekleşen okul grevletinin katılımcılarından biri de Umur’du. İlk eylemi “dünyayı kurtarmak” oldu. Evet ”dünyayı kurtarmaya gidiyorum” diyerek çıktı evden ve bizim saçma sapan dünyayı kurtarma! planlarımızdan çok daha sağlam bir dünya görüşü var sıpanın. Bu X sıpaları kurtarabilirse kurtaracak zaten, yoksa 40 yıl sonrası yok! Bunu hala idrak edemedik. Eğer bir şeyleri değiştirmezsek torunlarımızın çocukları olmayacak! Şimdi aman iyi beslensin dediğimiz çocuklarımızın susuz ölme tehlikesi var! Daha nasıl anlatalım vre, hâlâ poşet tartışması yapıyoruz. (Ha…

  • Blog

    Amerikan öykü geleneği ve Amerikan film endüstrisine katkısı üzerine bir not

    Amerikan öykü geleneği ve Amerikan film endüstrisine katkısı üzerine not: “Bugün Türk sinemasının en büyük kaynak sorunu nedir?” diye sorduğumda bir kaç sinema erbabından “senaryo” cevabı almıştım ve bu daha önce Türkiye’de senaryo üretmenin sıkıntılarına dair okuduklarımla örtüşüyor. Karşı bir örnek olarak Amerikan sinema ve dizi sektörünün niceliksel olarak çok üretim yapması ile bunun nedenlerini araştırmaya başladım. Çoğu ticari olmakla birlikte Amerikan film endüstrisi güzel-akıcı-yaratıcı-hayal gücünü zorlayan eserler verir çünkü. Bunun sadece ticaretle açıklanamayacağını, az çok yazı yazan biri olarak yaratıcı yazınsal süreçlerin sadece parayla işleyen bir makine olmadığını hissediyorum. Bunun üzerine okumaya başladığımda gördüm ki, Amerika’da daha 1930’larda, sadece üçünün haftalık toplam satışı 6 milyonun üzerinde olan yüzlerce öykü…

  • Kitap

    İmprimatur ve Secretum

    Barok Dönemin yenilikçi atmosferini fon olarak alan çok güzel iki kitap Imprimatur ve Secretum. Imprimatur, Latince baskı izni anlamına gelir ve Katolik kilisesinin bir kitap için yayınlama izni anlamında da kullanılır. Kitabın yazarları Francesco Sorti (müzikolog) ve Rita Monaldi (dinler tarihi uzmanı) bu iki kitabı da uzun süren arşiv taramasından sonra yazmışlar. Resmi Vatikan belgelerine de dayanan kitap içinde ciddi bir din eleştirisi barındırdığı için Vatikan tarafından yasaklanmış ve İtalya’da sansüre uğramıştır. Hatta basan yayınevi bile katalogundan çıkarmıştır. Her iki kitapta da polisiye bir akış var. Imprimatur’da bir soylunun ölümü üzerine karantinaya alınan han sakinlerinin birbirlerine anlattıkları hikayeler bütünleşir ve romanın ana konusunu da Viyana Kuşatması sırasındaki papanın merkezinde olduğu…

  • Kitap

    Sevgili Arsız Ölüm

    Dün polisin “abla göreve gideceğim ama bırakamıyorum, saatlerdir de bende” deyip elime tutuşturduğu kutudan minnak bi kedicik çıktı. Bebeği olanlar bilir, gece uyku haramdır yeni annelere. 😀 Hal böyle olunca ben de bebeği hırkamın altına alıp artık elimde sürünen (evet süründü resmen) Sevgili Arsız Ölüm’ü bitirmeye azmettim. Bitti de. Sabah kedinin adının Dirmit olarak ilan edilmesinin sebebi de bu kitaptır. Dirmit…”Kurtar kız kendini” diye seslenesim gelen kitabın küçük pasif direnişçisi. Kuşkuotunun, tulumbanın, cinlerin, ince yağan karı yoldaşı Dirmit… Yıllar önce bu kitabı elime almıştım ve bitirdim mi onu bile hatırlamıyorum. Tabi o zamanlar büyülü gerçeklikten falan haberim yoktu. Okuduysam da okumadım sayıp başlamıştım zaten. Kitabın ilk bölümü, yani köyde geçen…

  • Kitap

    PORNOGRAFI / WITOLD GOMBROWICZ

    Kasım’da “ince” kitaplarımla rekora koşacağım derken vallahi ciddi değildim Tanrım beni kitapla lanetleme. Amen. 208 sayfalık Pornografi’yi öyle şıp diye okuyup bitiremedim. Çünkü yaşlı organizmaların “genç” organizmalara duyduğu nefreti sindirmem gerekti. Hayır bunu bilmediğinden değil de, ilk kez bir kitapta insanın içindeki karanlığı -ki onlar buna olgunluk diyor- gençler üzerinde pornografik bir deneye dönüştürmelerini okudum. Pornografi (ıyy sevmeyiz değil mi?) aslında hayatın bütünlüğünü parçalayan ve bizi aynayla karşı karşıya bırakan şey. Uzun süredir ölüm pornosu üzerine düşünüyorum ve savunduğum bir şey var. Mesela bir insan profilinde ölmüş hayvan ve insan fotoğrafları paylaşıyorsa ölümün pornografik tarafı ilgisini cezbetmiştir. Alan bebeği hatırlarsınız, onun cansız bedenindeki görsel görkem (!), o yatışın eşsizliği, o…

  • ArkeoMito

    METER-KYBELE’NİN ATRİBÜLERİ VE ATRİBÜLERİN ANLAMLARI

    1. ASLAN Tanrıçanın oturan heykellerinde görülen aslan betimleri Phryg dönemi eserlerinde de görülmesine rağmen tanrıçanın o dönemlerdeki değişmez hayvanı olmadığı açıktır. Phryg örneklerinde genellikle aslandan ziyade alıcı kuş göze çarpar. Ancak Yunanlılaştırılmış Meter-Kybele’de alıcı kuşun tamamen terk edildiği ve tanrıçanın avcı özelliğini yitirdiği görülür. Anadolu’da kullanılan alıcı kuş atribüsünün terk edilmesine rağmen aslanların korunuşu, Meter-Kybele’nin hem vahşi hayvanlarla ilişkisini, hem de Doğulu ve Phryg kökenini vurgular. Aslan aynı zamanda tanrıçanın gücünü ve egemenliğini simgeler 2. TYMPANON (TEF) Meter-Kybele betimlerine tympanon Yunanlılar eklemişlerdir. Tanrıça tympanonu daimaa sol elinde tutmaktadır. Bu çalgı tanrıçanın onurunda düzenlenen ayinlerde çalınan müziği simgeler. Yine de tympanonun tanrıçanın kişiliğini simgeleyen bir atribü olduğu söylenemez. Çünkü tympanon tanrıçanın…

  • Blog

    YUNAN MİTOLOJİSİNDE TANRISAL VARLIKLAR

    Yunan mitolojisi Olymposlu tanrılar pantheonu dışında pek çok ikincil tanrıları, tanrıçaları ve mitolojik varlıkları da içinde barındırır. Bunların hemen her biri çeşitli kavramları ifade ederler. Yunanlılar öç, yalvarma, güzellik ve buna benzer pek çok kavramı kişileştirmiştir. Bu da kuşkusuz hayatı kavramaları ve hayal sınırları konusunda bize fikir verir. Öğrenci iken bu mitolojik varlıklar ilgimi çekmekle birlikte bir türlü zaman bulup inceleyememiştim. Şimdi bu konulara özgürce dalabiliyorum. (Yaşasın İşsizlik! Yaşasın aç kalabilme özgürlüğü!)  Mitolojik varlıklardan bir kısmını ufak başlıklar halinde gerektiğinde güncellemek üzere derledim. Derlerken elbette ayrıntılı hikayelerini de okudum ve eğer bu mitolojik varlıklar, ufak tefek tanrıçalar, periler olmasaydı Yunan mitolojisinin pek sığ kalacağını düşündüm. Keyifli okumalar. HORALAR Doğada düzeni…

  • Blog

    PİSAGOR ÜÇGENİ VE İKİ VAZO RESMİ ÜZERİNE BİR ÇÖZÜMLEME

    M.Ö. 541 yılında Heredotos’un İonialı aydınlar arasında gösterdiği Pythagoras (Pisagor) bir matematikçi ve fizikçidir. Pisagor’un geliştirdiği teorem ve anlayışı “Harmonia kai Symmetria” şeklinde özetlenebilir. Bu herşeyin bir ölçü içinde uyumlu olması demektir. Pisagor bu kavramı ünlü simetri üçgeni ile açıklığa kavuşturmuştur.  Üçgendeki her çizgi birbiriyle simetriktir ve ne yönden bakılırsa bakılsın bu simetri değişmez. Günümüzde simetri anlayışı daha farklıdır. Harmonia bir müzik terimi olduğu için düşünürün müzikten etkilenerek simetri ve uyum felsefesini geliştirdiği düşünülür. Platon öncesi sanatta bu felsefenin izlerini görmek mümkündür.Şimdi Pisagor’un uyum ve simetri kavramlarına uyan iki eserin incelenmesine geçebiliriz.Bunlar Euphronios ressamına ait olan Paris Krateri ve New York krateridir. PARİS KRATERİ Bu kırmızı figürlü kalyks kraterde Herakles…

  • Kitap

    Tünel -Ernesto Sabato

    Artık varoluşçu yazarlarla sınama beni Allahım. Amin! Aslında ben başıma gelecekleri biliyordum da, kendim kaşındım. Kitabın başında yazıyordu: “Romanda, kimseyle iletişim kuramayan tipik bir varoluşçu karşı-kahramanın, insanlık durumunun saçmalığı karşısında içe kapanışını betimledi.” Al işte! Sonra bir de Albert Camus bu kitabın Fransızca’ya çevrilmesine de önayak olmuş. İşte o noktada kaçsam kaçabilirdim aslında. Çünkü artık ne okumam ne okumamam gerektiğini bilecek yaştayım. Varoluşsal sorunlardan uzak durmalıyım, çünkü çözdüm ki ben onları! Vallahi bak! Camus, Sartre… Ama yok olmuyor işte. Ernesto Sabato’nın yaşam öyküsü de içine çekti beni ve Maria Iribarne’yi öldüren adamın öyküsünü okurken buldum kendimi. Tünel’e girmiş bulundum bir kere. Şimdi üçlemenin diğer iki kitabını da okumam gerekiyor ki…

  • Kitap

    Miguel Littin’in Macerası / Şili’de İllegal

    Çok beklemeden, derleyip toplamadan yazacağım çünkü düşüncelerim düşündükçe dağılacak, biliyorum. Gabriel Garcia Marquez’in en kendisinin olmayan kitabını okudum. Bu kitap Şilili yönetmen Miguel Littin’in Şili’ye illegal yollarla girip diktatörlük günlerinde çektiği filmin macerası. Yani Marquez sadece yazıya dökmüş diyebilirdik de, ama kitabı okurken farkettim ki, vasat bir yazarın elinde bu macera heba olabilirdi. Miguel Littin Şili’nin yetiştirdiği önemli bir yönetmen ve Allende yanlısı. 11 Eylül 1973’de Albay Pinochet darbe yaptığında ailesiyle kaçmak zorunda kalıyor ve Şili’ye girmesi kesinlikle yasaklanan beş bin kişiden biri. 12 yıl sonra Littin Şili’de bir film çekmeye karar veriyor ve illegal olarak ülkesine giriyor. Birbirlerinden habersiz bir Hollandalı, bir İtalyan ve bir de Fransız çekim ekibini…

  • Blog

    Blogun Değer Kazanması Temiz Dil

    Temiz Dil Seo seo seo… Bitmek bilmeyen bir tartışma. Ne yapsak da Google’da üst sıraya yükselsek? İlk cevap SEO’ya uygun yazılmış, temiz, kaliteli, özgün içerik. İyi de nedir içeriğin kaliteli olması? İçeriğin kaliteli olması öncelikle yazım krallarına uygun yazılmasıdır. Evet çok sıkıcı biliyorum, -de,-da’ları ayır, -ki’yi ayır, soru ekleri ayrı? Ne, ne de cümleleri olumsuzluk ekiyle bitmez. “Eeeööf Türkçe dersindemiyim, ben sadece deneyimlerimi paylaşıyorum taam mı! Kitapmı yazcazki buna dikkat edelim! Ben hissettiğim gibi yazıyorum, anlaşılıyormu, o zaman sorun yok!” Dur güzel kardeşim hemen celallenme. Belki kitap yazsan hataya daha çok yer var, çünkü redaktör düzeltir, editör gözden geçirir. Ama blogunun yazarı da, redaktörü de sensin. Hem kötü bir Türkçe…

  • Blog

    Blog’un Öz Gücüne Güvenme

    Blogger’ların birbirlerinin bloglarını takip etmesi, karşılıklı yorum desteği alması vs. gerçekten güzel çabalar. Ancak buna çok fazla odaklanmadan “kaliteli ve kalıcı içerik” konusuna kafa yormak daha önemli. Bazı arkadaşların neredeyse blog varlıklarını karşılıklı yorumlaşmaya kilitlemiş gibi göründüklerini gözlemliyorum. Biz doğru tekniklerle, kaliteli bir içerik yazıp Google araçlarını iyi kullandıkça blog değer kazanıyor. Her yazı zaten hit olamaz ama emin olun hiç blogger desteği olmadan, sadece organik okur kitlesi ile bir gün yazınızı bir tezin kaynakça kısmında bile görebilirsiniz. Ben bir yazımın tam üç yüksek lisans ve araştırma tezinde kullanıldığını ve kaynakçaya yazıldığını görebildim mesela. Bu insanı manevi yönden çok tatmin eden bir şey. Aynı şekilde pek çok yazımın da anonimleştiğini…

  • ArkeoMito

    ANTİK ÇAĞDA EVLİLİK

    İnsanların din, dil, statü, ırk ve statü eşitliği gözetmeksizin, sırf birbirlerine aşık oldukları için evlenmeleri M.S. 18. yüzyılda gerçekleşmiştir. O yüzyılda sanayi devrimi yaşanıyor, Delacroix’in tablosundaki tek göğsü açık, Phryg başlığı giymiş güzel kadın üç renkli bayrağı sallıyor, insanlar “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” sloganları atıyorlardı. Ekonomik ve siyasal devrimler sürecinde sosyal değişimlerin yaşanması kaçınılmazdı. Elbette bahsedilen yüzyıldan önce aşk evliliklerinin hiç olmadığını söylemek doğru olmayacaktır. Ancak evlilik bireysel karara bağlı ve özel hayata dair bir olgu gibi görünmesine karşın, toplumun ekonomik alt yapısı ve sosyal üst yapısıyla organik bağları olan toplumsal bir kurumdur. “Evlilik, kadının doğurduğu çocuklar karı ve kocanın evlatları olarak kabul edilmesi bakımından toplumsal olarak tanınan bir erkek (koca)…

  • Blog

    Instagram’dan Yasal Para Kazanma Yolları

    Instagram e-ticaret için herkesin gözünü diktiği bir mecra olduğundan beri belki binlerce butik açıldı. Bu işi profesyonel olarak bir şirket çatısı altında yapanlar için zaten problem yoktu. Ama girişimci olmak isteyenler, küçük bir sermaye ile başlamayı hedefleyenler, el emeği ürünlerini satmak isteyenler gerçekten açmazdaydı. Bir tarafta vergi ödeme zorunluluğu, ceza alır mıyım korkusu, diğer taraftan da elde edeceği geliri bilmeden şirket açmanın riskleri. Galiba bugüne kadar Stilika’nın en yol gösterici yazılarından biri bu şekilde ortaya çıktı. 24 Aralık 2014’te yazdığım o yazı bugüne kadar tam 47.529 kez okundu. 🙂 (Yine de Stilika’nın en çok okunan yazısı değil.) Altındaki yüzlerce yorum da yazıya ilginin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor zaten.  Bu yazıdan…