• Blog

    Erzurum Ekspresi ile Kars Yolculuğu

    Efenim o zamanlar Erzurum Ekspresine sadece “pis fakirler” binerdi. Parası olan otobüsle, daha çok parası olan uçakla giderdi. Instagram’ın icat edilmediği zamanlardan bahsediyorum. Ben Cumhuriyet Ekspresinde tanıştığım ve rakı içiyor diye flört etmeye karar verdiğim beyle dest-i izdivaç eylemiştim ki balayından döner dönmez kendisine Erzurum-Kars-Erzincan görevi verildi. Erzurum’da yalnızdı ama Kars’ta kendisine katılmaya karar verdim ve Erzurum Ekspresine gidiş-dönüş bilet aldım. Tabi yataklı vagondan. Bindim, yerleştim. Bir ben varım koca vagonda bir de kondüktör. Vakitlerden bir öğle vakti, yemek için bir öndeki vagona geçtim, oturdum. Garson geldi, şaşkın biraz. Buyrun dedi. Yemek yiyeceğim dedim. Gitti, mönü getirdi ama ortam bir garip. Aşçı çıktı mutfaktan, bir kondüktör geldi baktı gitti falan.…

  • Blog

    Geliş-Arrival

    Geliş (Arrival, 2016) Yön: Denis Villeneuve, Oyn: Amy Adams, Jeremy Runner, Forest Whitaker Çok sakin, aksiyonsuz bir bilim-kurgu filmi bekliyor bizi. O kadar aksiyon yok ki, filmde basında çıkanların etkisinde kalarak çatışma başlatan bir kaç askerin olduğu sahnede bile çatışmayı göremiyoruz. Arrival Hugo, Nebula, Locus ödüllü bilim kurgu yazarı Ted Chiang’ın 1998’de yayımlanan Story of Your Life adlı öyküsünden uyarlama. Filmde Louise rolündeki Amy Adams’ın performansı müthiş. Bol diyaloglu, aslında nredeyse tamamen diyaloglara dayanan bir film bu. Eğer zihin yoran filmlerden hoşlanmıyorsanız Arival sıkıcı bile gelebilir. Yani bir elde telefon sosyal medya gezinirken izlenecek türde bir film değil. Arrival’de dünyaya erişmiş uzaylılarla iletişim kurma çabası anlatılıyor ama bir yandan da…

  • Blog

    Greta’yı Dinlemek

    Dünden kalan… 21 Aralık’tan beri bir kızım var, adı Greta. O gün Greta’yı kapak fotosuna koymuştum (facebook), beni bu kadar etkileyen bir konuşma azdır çünkü. Boş laklakçıların dünyasında Greta duru bir ses. Bugün 106 ülkede gerçekleşen okul grevletinin katılımcılarından biri de Umur’du. İlk eylemi “dünyayı kurtarmak” oldu. Evet ”dünyayı kurtarmaya gidiyorum” diyerek çıktı evden ve bizim saçma sapan dünyayı kurtarma! planlarımızdan çok daha sağlam bir dünya görüşü var sıpanın. Bu X sıpaları kurtarabilirse kurtaracak zaten, yoksa 40 yıl sonrası yok! Bunu hala idrak edemedik. Eğer bir şeyleri değiştirmezsek torunlarımızın çocukları olmayacak! Şimdi aman iyi beslensin dediğimiz çocuklarımızın susuz ölme tehlikesi var! Daha nasıl anlatalım vre, hâlâ poşet tartışması yapıyoruz. (Ha…

  • Blog

    Greta’yı Dinlemek

    Dünden kalan… 21 Aralık’tan beri bir kızım var, adı Greta. O gün Greta’yı kapak fotosuna koymuştum (facebook), beni bu kadar etkileyen bir konuşma azdır çünkü. Boş laklakçıların dünyasında Greta duru bir ses. Bugün 106 ülkede gerçekleşen okul grevlerinin katılımcılarından biri de Umur’du. İlk eylemi “dünyayı kurtarmak” oldu. Evet ”dünyayı kurtarmaya gidiyorum” diyerek çıktı evden ve bizim saçma sapan dünyayı kurtarma! planlarımızdan çok daha sağlam bir dünya görüşü var sıpanın. Bu X sıpaları kurtarabilirse kurtaracak zaten, yoksa 40 yıl sonrası yok! Bunu hala idrak edemedik. Eğer bir şeyleri değiştirmezsek torunlarımızın çocukları olmayacak! Şimdi aman iyi beslensin dediğimiz çocuklarımızın susuz ölme tehlikesi var! Daha nasıl anlatalım vre, hâlâ poşet tartışması yapıyoruz. (Ha…

  • Blog

    Amerikan öykü geleneği ve Amerikan film endüstrisine katkısı üzerine bir not

    Amerikan öykü geleneği ve Amerikan film endüstrisine katkısı üzerine not: “Bugün Türk sinemasının en büyük kaynak sorunu nedir?” diye sorduğumda bir kaç sinema erbabından “senaryo” cevabı almıştım ve bu daha önce Türkiye’de senaryo üretmenin sıkıntılarına dair okuduklarımla örtüşüyor. Karşı bir örnek olarak Amerikan sinema ve dizi sektörünün niceliksel olarak çok üretim yapması ile bunun nedenlerini araştırmaya başladım. Çoğu ticari olmakla birlikte Amerikan film endüstrisi güzel-akıcı-yaratıcı-hayal gücünü zorlayan eserler verir çünkü. Bunun sadece ticaretle açıklanamayacağını, az çok yazı yazan biri olarak yaratıcı yazınsal süreçlerin sadece parayla işleyen bir makine olmadığını hissediyorum. Bunun üzerine okumaya başladığımda gördüm ki, Amerika’da daha 1930’larda, sadece üçünün haftalık toplam satışı 6 milyonun üzerinde olan yüzlerce öykü…

  • Blog

    YUNAN MİTOLOJİSİNDE TANRISAL VARLIKLAR

    Yunan mitolojisi Olymposlu tanrılar pantheonu dışında pek çok ikincil tanrıları, tanrıçaları ve mitolojik varlıkları da içinde barındırır. Bunların hemen her biri çeşitli kavramları ifade ederler. Yunanlılar öç, yalvarma, güzellik ve buna benzer pek çok kavramı kişileştirmiştir. Bu da kuşkusuz hayatı kavramaları ve hayal sınırları konusunda bize fikir verir. Öğrenci iken bu mitolojik varlıklar ilgimi çekmekle birlikte bir türlü zaman bulup inceleyememiştim. Şimdi bu konulara özgürce dalabiliyorum. (Yaşasın İşsizlik! Yaşasın aç kalabilme özgürlüğü!)  Mitolojik varlıklardan bir kısmını ufak başlıklar halinde gerektiğinde güncellemek üzere derledim. Derlerken elbette ayrıntılı hikayelerini de okudum ve eğer bu mitolojik varlıklar, ufak tefek tanrıçalar, periler olmasaydı Yunan mitolojisinin pek sığ kalacağını düşündüm. Keyifli okumalar. HORALAR Doğada düzeni…

  • Blog

    PİSAGOR ÜÇGENİ VE İKİ VAZO RESMİ ÜZERİNE BİR ÇÖZÜMLEME

    M.Ö. 541 yılında Heredotos’un İonialı aydınlar arasında gösterdiği Pythagoras (Pisagor) bir matematikçi ve fizikçidir. Pisagor’un geliştirdiği teorem ve anlayışı “Harmonia kai Symmetria” şeklinde özetlenebilir. Bu herşeyin bir ölçü içinde uyumlu olması demektir. Pisagor bu kavramı ünlü simetri üçgeni ile açıklığa kavuşturmuştur.  Üçgendeki her çizgi birbiriyle simetriktir ve ne yönden bakılırsa bakılsın bu simetri değişmez. Günümüzde simetri anlayışı daha farklıdır. Harmonia bir müzik terimi olduğu için düşünürün müzikten etkilenerek simetri ve uyum felsefesini geliştirdiği düşünülür. Platon öncesi sanatta bu felsefenin izlerini görmek mümkündür.Şimdi Pisagor’un uyum ve simetri kavramlarına uyan iki eserin incelenmesine geçebiliriz.Bunlar Euphronios ressamına ait olan Paris Krateri ve New York krateridir. PARİS KRATERİ Bu kırmızı figürlü kalyks kraterde Herakles…

  • Blog

    Blogun Değer Kazanması Temiz Dil

    Temiz Dil Seo seo seo… Bitmek bilmeyen bir tartışma. Ne yapsak da Google’da üst sıraya yükselsek? İlk cevap SEO’ya uygun yazılmış, temiz, kaliteli, özgün içerik. İyi de nedir içeriğin kaliteli olması? İçeriğin kaliteli olması öncelikle yazım krallarına uygun yazılmasıdır. Evet çok sıkıcı biliyorum, -de,-da’ları ayır, -ki’yi ayır, soru ekleri ayrı? Ne, ne de cümleleri olumsuzluk ekiyle bitmez. “Eeeööf Türkçe dersindemiyim, ben sadece deneyimlerimi paylaşıyorum taam mı! Kitapmı yazcazki buna dikkat edelim! Ben hissettiğim gibi yazıyorum, anlaşılıyormu, o zaman sorun yok!” Dur güzel kardeşim hemen celallenme. Belki kitap yazsan hataya daha çok yer var, çünkü redaktör düzeltir, editör gözden geçirir. Ama blogunun yazarı da, redaktörü de sensin. Hem kötü bir Türkçe…

  • Blog

    Blog’un Öz Gücüne Güvenme

    Blogger’ların birbirlerinin bloglarını takip etmesi, karşılıklı yorum desteği alması vs. gerçekten güzel çabalar. Ancak buna çok fazla odaklanmadan “kaliteli ve kalıcı içerik” konusuna kafa yormak daha önemli. Bazı arkadaşların neredeyse blog varlıklarını karşılıklı yorumlaşmaya kilitlemiş gibi göründüklerini gözlemliyorum. Biz doğru tekniklerle, kaliteli bir içerik yazıp Google araçlarını iyi kullandıkça blog değer kazanıyor. Her yazı zaten hit olamaz ama emin olun hiç blogger desteği olmadan, sadece organik okur kitlesi ile bir gün yazınızı bir tezin kaynakça kısmında bile görebilirsiniz. Ben bir yazımın tam üç yüksek lisans ve araştırma tezinde kullanıldığını ve kaynakçaya yazıldığını görebildim mesela. Bu insanı manevi yönden çok tatmin eden bir şey. Aynı şekilde pek çok yazımın da anonimleştiğini…

  • Blog

    Instagram’dan Yasal Para Kazanma Yolları

    Instagram e-ticaret için herkesin gözünü diktiği bir mecra olduğundan beri belki binlerce butik açıldı. Bu işi profesyonel olarak bir şirket çatısı altında yapanlar için zaten problem yoktu. Ama girişimci olmak isteyenler, küçük bir sermaye ile başlamayı hedefleyenler, el emeği ürünlerini satmak isteyenler gerçekten açmazdaydı. Bir tarafta vergi ödeme zorunluluğu, ceza alır mıyım korkusu, diğer taraftan da elde edeceği geliri bilmeden şirket açmanın riskleri. Galiba bugüne kadar Stilika’nın en yol gösterici yazılarından biri bu şekilde ortaya çıktı. 24 Aralık 2014’te yazdığım o yazı bugüne kadar tam 47.529 kez okundu. 🙂 (Yine de Stilika’nın en çok okunan yazısı değil.) Altındaki yüzlerce yorum da yazıya ilginin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor zaten.  Bu yazıdan…