Blog

Amerikan öykü geleneği ve Amerikan film endüstrisine katkısı üzerine bir not

Amerikan öykü geleneği ve Amerikan film endüstrisine katkısı üzerine not:

“Bugün Türk sinemasının en büyük kaynak sorunu nedir?” diye sorduğumda bir kaç sinema erbabından “senaryo” cevabı almıştım ve bu daha önce Türkiye’de senaryo üretmenin sıkıntılarına dair okuduklarımla örtüşüyor. Karşı bir örnek olarak Amerikan sinema ve dizi sektörünün niceliksel olarak çok üretim yapması ile bunun nedenlerini araştırmaya başladım. Çoğu ticari olmakla birlikte Amerikan film endüstrisi güzel-akıcı-yaratıcı-hayal gücünü zorlayan eserler verir çünkü. Bunun sadece ticaretle açıklanamayacağını, az çok yazı yazan biri olarak yaratıcı yazınsal süreçlerin sadece parayla işleyen bir makine olmadığını hissediyorum.

Bunun üzerine okumaya başladığımda gördüm ki, Amerika’da daha 1930’larda, sadece üçünün haftalık toplam satışı 6 milyonun üzerinde olan yüzlerce öykü dergisi basılıyormuş ve yayınlanan her öykü için beş yüz öykü geri çevriliyormuş! Bu inanılmaz bir rakam. Haftada en az on milyon nüsha öykü dergisinin satılması, üstelik de büyük buhran döneminde!

Bu öyküler Amerika’nın çok farklı yerlerinden ve çok farklı sosyo-ekonomik koşullara sahip yazarlar ve yazar adayları tarafından gönderiliyor. Hatta içlerinde hiç bir iddiası olmayıp sadece rahatlamak için yazan ev kadınları da var ve öykülerinde hayal gücü sınır tanımıyor.

Mesela 1948 yılında yazar Shirley Jackson, bebeğinin arabasını oflaya puflaya yokuş yukarı çıkarırken kurguladığı öyküyü, sebzeleri buzdolabına yerleştirdikten sonra yazıyor ve çok da sorgulamadan zarfa koyup The New Yorker’a yolluyor. Çekiliş isimli bu öykü o kadar sansasyon yaratıyor ki ülkenin çeşitli yerlerinden aldığı binlerce mektubu derleyip Bir Öykünün Biyografisi (1952) isimli bir makale yazıyor. (Evet bu kadar hararetli bir ortamı ve yazarın aldığı tepkileri kıskanmadım desem yalan olur. Çünkü tepkiler edebiyattan ne kadar uzak olsa da hemen her kesimden insanın bu öyküyü okuyup mektupla sorular sorması çok ilginç.)

Araştırmamı daha da derinleştireceğim. Ancak bu öykü geleneğinin bugün bir sonraki sezonu için sabırsızlandığımız diziler için de çok iyi bir altyapı sağladığı bir gerçek. Örneğin Netflix’te izleyip çok sevdiğim Tepedeki Ev dizisi de Jackson’a ait. Bu dizide hayaletler bir korku unsurundan çok akıl hastalıkları üzerine düşünmeye zorladığı için üzerinde düşünülesi gelmişti bana. (Geçiyorum)

Belki sizin de eklemek istediğiniz şeyler vardır.

#çoksevdim

Eee Amerikan öykü dergilerine dair bu bilgileri nereden aldım?

-Robert Fulton Richards Consice Dictionary of American Literature (1955)

Çekiliş öyküsünün nefis çözümlemesini de Doç Dr Sevinç Özer yapmış. -Bozkurt Güvenç’e Armağan s: 397

Tanışırız elbet. :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir