Kitap

Tirza

Kaç gündür yazayım deyip zorlandığımdır kendileri. Google’a baktığımızda “21. Yüzyılın ilk klasiği” dendiğini göreceksiniz. Doğru olabilir, sıkı bir kitap. Kesinlikle çok okunsun diye yazılmış değil, kesinlikle kolay değil.

Basitçe “yeni nesil bir ırkçılık” hikayesi bu. Yeni ama bir o kadar da tanıdık. Kitabın başlarında bir yerde kadın adama “melez mi, melez mi dedin, faşistsin sen” dediğinde şaşırırız. Zira Jörgen Hoofmeester iyi biridir, düzenli bir işi vardır, kızlarının babasıdır, burjuva varoluşçusu bir adamdır. Belki biraz sıkıcıdır ama zararsızdır. Kızlarının gece evden kalan erkek arkadaşlarına temiz havlu teklif eder (babaya bak babaya!), Ganalı hizmetçisiyle cinsel ilişkisi vardır, karısı uçarıdır ve evi terketmiştir, kızlarını tek başına büyütmüştür, onların geleceği için para biriktirir vs. Bu düzgün bir adam, deriz başlarda. Evet içinde yaşadığımız toplumdaki adamlardan farklı, hani o kafalardaki Avrupalı işte, hani ahlaksızlığını almayıp bilimini alacaktık ama bir yerlerde yanlış yaptık ya, işte o adamlardan. Ama eski karısı “ırkçı” der, kızı daha ergenlikte cinsel ilişkisine burnunu soktu diye çemkirir gül gibi adama! Aaa şirazeleri kaymış kadınların arasında adam düzgün kalmaya çalışıyor ayol, ne ırkçılığı!

Sonra düğümleri çözülür Avrupalı ırkçılığın. Ufak ufak. Bir H harfinde bile çözülür. Hani deriz ya kim olduğumuz sözcüklerimizde saklıdır diye. Jörgen de konuştukça Avrupa’daki Müslüman karşıtlığının, yeni nesil ırkçılığın şifreleri bir bir kırılır.

Yok Tirza’dan bahsetmeyeceğim. O küçük hanım kitapta, buyrun okuyun. Beni çok yönlü sarstı bu hikaye, hepsine değinmek istemiyorum. Anne başlı başına bir dünya, Kaisa’da öyle. Romandaki her karakter öyle.

Bu kitap hakkında “ama Kuran’ı yırtıyor admin, dinimize küfrediyor”, “Türk düşmanı bu roman, hainler” türü yorumlar okudum. Yazanların kafasına Tirza ile vura vura “gerizekalı olma, tamam üstün zekalı da olma ama anlatılan senin mağduriyetin” diyesim var. Senin mağduriyetin arkadaş işte ve bu kadar çıplak dille anlatılabilirdi. Çünkü dünya düz değil, Jörgen düz değil, ırkçılık düz değil, Tirza’da üstün zekalı değil. Hani, “benim de Alevi arkadaşlarım var” diyen, bunu da müthiş bir “hoşgörü”, inanılmaz bir “kucaklayıcılık”, karşı konulamaz bir “kapsayıcılık” olarak gören insanlar vardır ya! Hani Kürtlere karşı değilim ama… diye cümleler kuran insanlar! Her biri aynı kelimelerle konuşan, çok konuşan ama hiç bir şey söyleyemeyen…. İşte bizim Jörgen’in düzlükleri de farklı görünse bile aynı çoraklıkta. Sen burada “Ama müslüman ülkeyiz, elhamdülillah” düzlüklerinde yaşarken birileri de kutsal kitabını ağzına tıkmanın düzlüklerinde hayal kuruyor, bu korkutucu.

Kitabın ikinci kısmına hiç hiç girmeyeceğim. Onun için başlı başına bir değerlendirme gerekir.

Alef Yayınları’na teşekkür ederim. Çok özenli, ince bir iş çıkarmış ortaya.

#çoksevdim #kitaptavsiye

Tanışırız elbet. :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir